Kopenhag: Nerde, Nasil, Ne zaman?

Kopenag’dan ayrilmamla beraber suraya tasinma suretiyle terkettigim bloguma, Paris yerlisi Deniz‘in ricasi uzerine gecici olarak bir seferligine donerek sizlere bu sehirde yapilasi seylerle ilgili kisisel tavsiyeler vermeyi kendime gorev bilmis bulunuyorum.
Kopenhag, tam da bizim buraya yerlestigimiz 2007′de yapilan uluslararasi bir ankette  “dunyanin en mutlu insanlarini barindiran ve yeryuzundeki en yasanilasi yer” unvanini kazandi kazanali, cok gezenler arasinda da adi gittikce daha sik duyulan bir sehir olmaya basladi. Ben her ne kadar bu ankete Nordik hava sartlari yuzunden pek katilmasam da, ulkenin refah duzeyiyle vatandaslarinin mutlulugu (biz ona gelecek kaygisi tasimamak diyelim) arasinda bir korelasyon olduguna kesinlikle katiliyorum. Ankette bahsedilen o”mutluluk”tan kasit bence bu rahatlik ve vurdumduymazliktir.
Neyse, asil konuya geri donelim, sizlere tavsiyelerde bulunacaktim, bulunuyorum iste:

Bunlardan kronolojik olarak birincisi: Kopenag Havaalanina indiginizde yapacaginiz ilk is, bir metro bileti almak ve bir seferlik bilet almaktansa  klippekort seklindeki (10 kullanimlik) bileti tercih etmek. Malum hersey gibi ulasim da oldukca pahali. Bu klippekortlar bolgelere ayrilir, size tavsiyem 2 zone’luk klippekort almaniz ve eger 2. bolgenin disina cikarsaniz, misal, 1 yerine 2 kere damgalatmaniz. Birkac kisi ayni klippekort’u da paylasabilirsiniz. Metroya bindikten sonra yaklasik 15-20 dakika icinde sehrin gobegi olan Norreport duragina varacaksiniz, ki bu bir metropollu icin ilk utopik durum.
Sayet bir taksiye binecek olursaniz , turk bir sofore denk gelmeniz mumkundur. Bu sebepten, takside konusmalariniza dikkat edin! :)

Yaya oldugunuz zamanlarda, kirmizi isikta beklerken, sik sik 1km’lik gorus alaninda hicbir araba olmadigi halde Kopenhaglilarin 3 dakika boyunca yesil isik yanmasini bekledigini gozlemleyebilirsiniz. Bir sure sonra siz de “cocuklara kotu ornek olmama” ve “kurallara uyma” kaygisiyla edinilmis bu aliskanliga kapilabilir, Turkiye’ye dondugunuzde alay konusu olabilirsiniz.

Bisiklet kiraladiginizda -ki baska turlu bu sehrin tadina tam olarak varilmaz- her ne kadar Kopenhag bir ucundan oteki ucuna 2 saatte katedilebilecek kadar ufak olsa da, ac gozluluk yapmayin ve hemen ilk gunden butun vucudunuzu bitap dusurmeyin! Her gune yapacak ve kesfedilecek birseyler birakin. Zira, ufak mufak ama, 3 sene yasadiktan sonra bile, bazi girmedigim sokak aralarinda guzel mekanlarla karsilasabiligim bir sehir oldu burasi.

Gezinizi soyle bolgelere ayirabilirsiniz:

1. kesif bolgesi:

Norrebro – Norreport – Kongens Nytorv aksi:
Norreport cevresi daha once de belirttigim gibi sehrin merkezi. Norreport- Kongens Nytorv metro istasyonlari arasinda sehrin Stroget denen, bizim Istaklal caddemize tekabul eden araclara kapali upuzuuuun cadedesini bir uctan obur uca arsinlayabilirsiniz. Sehrin neredeyse butun magazalari burada toplanmistir. Iki tane buyuk alisveris merkezi vardir, Magasins ve Illum. Illum’un ayrica ev dekorasyonuna ayrilmis olan Illum Bolig magazasi gorulmeye degerdir. Bu magaznin hemen bitisiginde Royal Copenhagen Cafe’de smørrebrød’un (Dan’larin neredeyse her oglen yedikleri geleneksel siyah ekmekli acik sandvic) Japon sushisiyle fuzyona ugramis hali olan Smushi’lerden tadabilirsiniz. Bunu tatmadan once gercegini tatmanizda fayda var. Smorrebrod’u neredeyse butun klasik restoran ve cafe’lerde bulabilirsiniz.

Ama hazir bu bolgedeyken, ben size Copenhag’in en unlu smorbord’cusu Ida Davidsen’i tavsiye ederim. Store Kongensgade caddesi uzerinde bu restoran disinda gezebileceginiz bir suru sanat galerisi de bulunmakta. Eger daha uygun butceli sekilde smorrebrod yemek isterseniz,  50 kron’a tabakta 3 tane servis yapan Hviids Winebar’a gidebilirsiniz. (Hviids Vinstue, Kongens Nytorv 19)

Karninizi doyurduktan sonra, gezmeye Nyhavn’da devam edebilirsiniz.

Yeni liman anlamina gelen Nyhavn aslinda oldukca eski bir limandir ve iki tarafindaki renkli eski binalarla ve altindaki cafe-restoranla Kopenhagdaki en turistik mekanidir. Nyhavn’in en ucunda Sahne sanatlari (performing arts) Tiyatro binasini, Onun karsinda da yine pek bir modern opera binasini goreceksiniz. Tiyatro binasini gecip kiyidan devam ettiginiz takdirde 1,7 km ileride “kucuk deniz kizi” heykeline ulasabilirsiniz.

Hayal kirikligina ugramayin diye soyluyorum, heykel gercekten kucuk, sonra “bu mu yani” demeyin!

Norrebro ise, Norreporttan kuzeye istikamete dogru yer alan bolgedir. Norreport’la arasinda kopruler bulunan kanalla ayrilir. Birkac sene oncesine kadar, Kopenaglilarin burun kivirdiklari, dolasmaya cekindikleri gocmen bolgesi olan Norrebro bugun alternatif ortamiyla, sanat galerileri ve barlariyla gayet nezih bir yer haline gelmistir.

(norrebro’dan esprili bir afis)

Norrebro’nun multi-kulti ortamlari

Burada, Sankt Hans kilisesinin civarlarinda adimbasi cafe-barlar goreceksiniz. Ayrica Rust ve Global adli buyuk gece kluplerine de bakmaya deger.

Kongens Nytorv-Norreport etrafinda da istemediginiz kadar bar goreceksiniz. Bunlardan Moose, gerek uygun fiyatlariyla, gerekse Dancadan baska dillerin bolca duyulabildigi bir mekan olmasiyla benim geceye baslamak icin tercih ettigim bir yerdir.

Clubbing icin ise, Osterbro ile Norreport arasinda biryerlerde bulunan Culture Box Kopenhag’in en unlu mekanlarindan biridir. Genelde minimal Tekno calar. Yeri gelmisken, bir baska minimal tech mekani da, Kobenhavn H ile Norreport istasyonlari arasinda bulunan (KBH H’a daha yakin) Dunkel’dir. Dunkel’in asil olayi sabaha karsi 5 civari iceri akan cilgin tiplerle baslayan after partysidir.

2. kesif bolgesi:

Kobenhavn H’tan Kodbyen-Vesterbrogade arasindaki bolge.
Kobenhavn H, yani sehirlerarasi tren garinin hemen yaninda Tivoli’yi goreceksiniz. Tivoli, icinde bir akvaryumun, restoranin, bazen konserlerin ve canli muziklerin de oldugu minik bir atraksiyon parkidir.

Burasi sahsi kanaatimce tatiliniz esnasinda oyalamaniz gereken bir cocugunuz olmadikca, “illa gorulesi” biryer degil, zamaniniz ve butcenizi gozeterekten sona birakmanizi tavsiye ediyor ve Kobenhavn H garindan devam ediyorum…

(Bio Mio)

Kobenhavn H garindan Kodbyen (buyuk et pazari bolgesi)’e dogru yuruyup, bolgede yeni yeni yesermekte olan Bob Noon, Was, V1 Gallery ve Galleri Bo Bjerggaard gibi sanat mekanlarina goz atabilirsiniz. Ardindan, sehrin hype restoran ve cafe’lerini yine bu civarda bulabilirsiniz: Bio Mio ve Pate Pate bunlardan bazilaridir. Yemekten sonra ise, et pazarinin icinde The White Room, Jolene veya Karriere gibi et kesim depolarilarindan devsirme gece kluplerine gidebilirsiniz. Daha Vesterbro tarafina dogru gittiginizde, Kopenhag’in en bilindik konser venue’su olan Vega’da -bilet bulabilirseniz- bir konsere, veya alt katindaki Ideal Bar adli gece klubune de gidebilirsiniz.

(pate pate)

(Karriere bar)

(Store Vega- Konser kati)

3. kesif bolgesi: Amager Strand – Christianshavn aksi:


Yaz aylarinda Amager strand’in kiyi seridinde bisikletle turluayabilir, hava es kaza 20 dereceyi gectiyse buz gibi sularda yuzmek gibi cilginliklar yapabilirsiniz. Yok eger, havada gunesten eser yoksa, zorlamayin derim, cunku plaj tarafi ruzgardan dolayi sehirden kat be kat serin oluyor. Sehre donus yolunda, Christiania’ya sapabilirsiniz.

Kopenhag’in en turistik atraksiyonu olan Christinania’ya ilk ziyaretinizi gunduz gozuyle yapmanizi tavsiye ederim! Burayi ilk kesfinizi gece yaparsaniz, yanan variller etrafinda toplanmis karanlik tipler, gronland li ayyaslar biraz urkutucu bir ortammis hissi verebilir.

Christinania oldukca genis bir alan, ortasindaki goletin etrafini, ilginc “kendin yap” tarzi hippi evlerinin etrafini her yere girip cikarak gezin, cekinmeyin! Icindeki tum malzemelerin Christinania urunu oldugu vejeteryan restorani Morgenstedet‘e gidebilirsiniz. Menusu cok yaratici ve genis olmasa da, malzemenin tazeliginden emin olabilirsiniz. Hava karardiktan sonra, Loppen ve Operaen‘a birseyler icmeye gidebilirsiniz. Loppen’de ska dan, punk’a, heavy metalden minimal teknoya genis bir yelpazede konserler oluyor (yanilmiyorsam agustos ayi haric), o yuzden size tavsiyem, burada canli muzik dinlemeye yeltendiyseniz, grubun ne menem bir muzik yaptigini bilerek iceri girmeniz olacak.

Gununuze kulturel ve sanatsal ogeler katmak icin, Christinania’dan Norreport’a giderken, koprunun karsi tarafinda Black Diamond adiyla anilan, icinde gorulmeye cok deger Fotograf muzesini ve Kraliyet kutuphanesini ziyaret edebilirsiniz.

Sehir disinda olmasina ragmen gorulmeye deger baska bir yer olarak: Louisiana Modern Sanat Muzesi’ne gitmenizi salik veririm.


Ayrica zamaniniz el veriyorsa, Kopenhag ana garindan (Kobenhavn H) bir trenle 20 dakikada Isvec’nin Kopenhag’a komsu sehri Malmo’yu de ziyaret edebilir, boylece Isvec’i de gordum diye cok gezen olarak havaniza hava katabilirsiniz. (Tren denizin uzerinden geciyor, cok keyifli!)

En muhim eventler:

1 Mayis’ta Felleadsparken’da isci bayrami festivali, ardindan ayni yerde brezilya karnavali, Haziran ayinin ilk haftasinda yapilan Distortion (hergun kopenhagin ayri bir bolgesinde tum sokaklarda 5 gun suren elektronik muzik festivali), Haziran sonunda Roskilde Festivali ve Temmuz’da Copenhagen Jazz festivali, ve butun bu buyuk organizasyonlarin yani sira lokal festivaller, kucuk partiler, konserler derken butun bir yaz boyunca turistleri her turlu muzige ve eglenceye doyuruyor. Yaz aylarinda Danimarkali cogu gencin zombi gibi gezmesinin sebebi iste bu zincirleme festival ve eglence ortamlari.

Bunlarin icinde benim sahsi favorim Distortion’dan bir video ile bu yaziyi bitiriyorum, ve size bol eglenceler, Kopenhag’da bulundugunuz donem icin gunesli gunler diliyorum!

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s