
Bu cumartesi ne yapacağimiz pek belli değildi. Ben haftanın başında, Culture Box‘un 4. doğumgünü dolayıysla birçok canlı performans olacağı haberini almıştım ve oraya gideceğimizi düşünüyordum. Cumartesi akşamımıza buradaki bir başka expat fransız olan Julien i davet edip, mexican fajitas lari yaparak başladık. Sonra Mikkel aradı ve biri Dubstep (2000 m2 bi alanda!), ikincisi bıyık-şapkasız girilmeyen bir parti ve son olarak da culturebox olmak üzere 3 ayrı mekana gideceğimizi söyledi. Bıyık-şapka partisine hazırlıklı gelin diye tembihledi, ama eve yeni taşındığımızdan bizde hiç öyle fantazi şeyler yoktu. 3 ayrı mekana gideceğimizden boya veya göz kalemiyle işi halletmek istemedim. Aklıma sonra büyük koli bantlarını bıyık şeklinde kesmek geldi. Oliv le Julien ise şapka yapmaya kastılar ama sonuçta gazete kağıdından yapma bizim pazarcıların taktığından daha yaratıcı birçözüm üretemediler.
V for Vendetta’yi izledikten itibaren V’nin maskesini al al elma yanaklari, siyah kahküllü saçları ve sırıtkan suratıyla kendime oldukça benzetmiştim. Bi bıyığım ve keçi sakalım eksik demiştim. Bıyık filan deyince de aklıma direk o geldi. Lakin şapkam çok çakma olduğundan takmadım. Vakitin dar olması sebebiyle pek özenli kesemedim ne yazik ki. Yanımızda pritt götürüp 5 dakikada bir sürmemize rağmen, barın içinde sıcaktan ve terden bıyık yapışkanlığını tamamen kaybetti ve eciş bücüş oldu. İşte sonuç huzurlarınızda. iki üç kişi, çok seksi olduğumu söyledi, çok güldüm. V for Vendetta’yı taklit etmeye kastığımı anladılar mı bilmiyorum. Daha sonradan aklıma geldi, keşke bir de pankart assaydım bağrıma “V for Vanløse*” diye. Yanımdaki de Mikkel. İlahi.
*oturduğumuz semtin ismi.