geçen kış, uludağdaki film setinden sonra otobüs içinden yakaladığım snapshotlardan bazıları.





Bu alttaki de deniz otobüsünde focus pullerı çekiyodum. sayko martilar, mayn mayn mayn…

geçen kış, uludağdaki film setinden sonra otobüs içinden yakaladığım snapshotlardan bazıları.





Bu alttaki de deniz otobüsünde focus pullerı çekiyodum. sayko martilar, mayn mayn mayn…

Posted in Uncategorized
Tagged chemtrails, fotoğraf, gökyüzü, photography, sanat, wires, yol, yolda
Bazılarınıza sanırım müjdelemiştim geçen hafta, 5 yillik oturma ve çalışma iznim geldi nihayet diye. Tam olarak değil…Murphy yasalarında böyle birşey var mı sağlamasını yapmadım, pek de gerek duymadım, işlerin ters gitmesiyle ilgili öyle çok yasası var ki, illa benimki de vardır. O da şu ki, ne zaman birilerine birşeyin müjdesini versem, veya “oluyor sanırım”,”iş buldum sanırım”, “şu olucak haftaya galiba” gibi bişey söylesem, mutlaka birşeyler ters gidiyor, gerçekleşmesi o kadar olası görünen şey gerçekleşemiyor. İşin kötüsü böyle anlarda, susmasını ve olayın kesinleşmesi için biraz beklemeyi beceremediğimden,” acaba sussaydım, kimselere söylemeseydim, gerçekleşir miydi?” kısmını bilemiyorum, bu gidişle de hiç bilemeyeceğim!
Neyse, şöyle gelişti olaylar… geçen hafta, eve bir mektup geldi, danca yazıyordu ve bayaa uzun bişeydi. ama iki koca paragrafın ortasında, arada bayaa boşluk bırakarak ve sayfayı ortalayarak bold’la yazılmış
21. januar. 2014
oldukça dikkati çekiyordu. Kendi kendime “yok artık! daha neler” dedim bir yandan gülerek. Sonuçta, oturma iznine başvururken, bana eşimin iş kontratının süresini sormuşlardı,dolayıysla onun bu ülkede kalacağı süre kadar bana da oturum izni verecekleri çıkarımını yapmıştık biz de.
Neyse, ben de bu yabancı işleriyle uğraşan ofise gittim, mektubu gösterdim. “Evet”..dedi kadın, “…2014 ocağına kadar oturma izniniz var, eğer o tarihte hala burada kalmak istiyorsanız, ondan sonrası için süresiz oturma izniniz olacak! Bir-iki haftaya kartınız gelir, o arada da bu mektupla belediyenize gidip CPR numaranızı isteyebilirsiniz. “
Bu CPR numarası denen şey -personal identification number- , olmadan, çalışamıyor veya sağlık hizmetlerinden faydalanamıyorsunuz.
Ertesi gün ben de havalara uçarak belediyeme gittim. Ama önemli bir sorum vardı: benim pasaport hala kızlık soyadımla, dolayıysla sanırım verecekleri oturma izninde de, cpr numarasında da soyadım kızlık soyadım olarak kayıtlara geçecek. Ama, benim bu aralar pasaportumu yenilemem lazım. O halde soyadım da değişecek. Yeni pasaportumu alınca gelsem burdan işleyebilir miyiz bu değişikliği?” Memurenin kafası bayağı karıştı. Beni evimizin çok yakınındaki bir kiliseye yönlendirdi! “Ordakiler senin yeni soyadını işleyebilirler dedi. Ondan sonra gel, verelim numaranı yeni soyadınla” Hiçbirşey anlayamadım! Benim burdaki kilisede işim ne? ordaki herhangi biri ne yapabilir ki? Lutheryen mi yapıcak yoksa beni? vaftiz mi edicek?
Neyse, zaten kilise kapalıydı, -Allahtan- , ben de ertesi gün tekrar yabancı işlerine gidip aynı soruyu sormanın daha mantıklı olcağını düşündüm, sonuçta belediyedeki birinin yabancı işlerinden anlamaması normaldi. Zira, yabancı işlerindeki memure, hiç zorluk çıkartmadan, işlemleri yaptı, yeni kartım için formu doldurdu. Ama fotoğrafım yoktu. “
“Yarın gel foto çektirip dedi, bi haftada yeni kartını da yollayalım sana. “
Hahah, süper! İşte bu! – Pek değil… Yanımda bir fotoğraf olmuş olsaydı, herşey çabucak hallolacaktı. Sorunsuz…Ama keşkelerle olmuyor. Netekim, dün Norreporta, şehir merkezindeki tek Fotomat makinesine gittim. Belki daha önce bu aletlerden görmüşleriniz-kullanmışlarınız vardır. Hani Amelie filmindeki gibi işte, kabine girip çektiriyosun. Neyse, ben fransadaki gibi bişey bekliyordum. Ne tür foto istediğimi düğmeye basıp belirticem, hoş sesli bi bağyan da bana seçtiğim dilde açıklama yapacak. Parayı attıktan sonra, pozumu verip kendimi ekranda göreceğim, çekmek istediğim anda deklanşöre basacağım kendim. Hatta sonra sonucu beğenmessem, 3 kere deneme hakkım olacak. Zaten daha başta kıl oldum, 4 tane vesikalığa 80 kr. para istiyordu (22,5 ytl)! yanımda kısıtlı para vardı. Bir de hepsi banknot olduğundan bozdurmak için 3 ayrı yerden abur cubur almak zorunda kaldım. 8 vesikalığa ihtiyacım vardı, yani 80 x 2 = 160 kr bozuk demek 8 tane 20lik bozukluk demek.
Neyse, başta denemek için makineye elimdeki en ufak para olan 1 kronu attım. çünkü aletten ne bi ses ne bi ışık hiçbirşey gelmiyordu. Bozuksa 20 kr kaptırmayayım boşuna dedim, böyle de tedbirliyim yani! Parayı geri vermediğini görünce çalışıyor heralde diyerek hepsini tek tek attım. Ama hala hiç hareket yoktu. Çok sinirlendim, dile kolay, 80 kr! hem de boşa giderse, bir daha oraya kadar gidip aynı işlemleri yapacağım başka bir gün, yine yol parası, yine zaman, yine bozukluklar…. tam küfür etmeye ve para iade tuşuna basmaya başladım ki, birden bi flaş çaktı! Kafamı kaldırdım, bir ikincisi patladı! böyle bir dolandırıcı makine olmaz! Cart diye çekti yahu fotoyu! Sonuç işte böyle bişey:

Bir de lomografi makinaları gibi, 4 aynı fotodan değil, 4 peşpeşe foto çekiyor! Her fotoda başka biyere bakıyor olabiliyorsun! Çok saçma yahu! Sanatsal amaçlarla gelmedim ki arkadaşım, bürokratik işlem icabı oradayım…Neyse, ilk 4lükün rezaletinden hemen sonra ikinci seri 4lükler tabii acaip kızgın suratlı oldu. 5 sene boyunca terörist suratlı fotoğrafım olcak oturma iznimin üzerinde!
Ardından, yabacı işler ofisine geri döndüm herşeye rağmen iyimserdim, çünkü yeni oturma izni kartımı verecekti, herşey hallolacaktı. Aynı kadına denk gelmiştim üstelik. Hemen gitti kağıtlarımı getirdi, tam işlemi bitirdi, dedim ki ” bir sorum var, kartım gelene kadarki süre için bana evime yolladığınız mektubun yeni soyadımla olan versiyonundan bir tane verir misiniz? ben de böylece vakit kaybetmeden gidip CPR ımı alayım”. “şefe bir sorayım” dedi, sonra şefle çıkıp geldi. Şef de bana, önce yeni pasaportu beklemem ve ondan sonra tüm bu işlemleri yapmam gerektiğini söyledi. Yani 3 günlük koşuşturma, sabahki sinirim filan boşunaydı! Bravo! Tamam kabul ediyorum, benim de hatam yok değil. Bir kere niye herşeyi tersten yapıyorsun ha Işıl?!bunun da mantıklı bir açıklaması var gerçi ama çok uzun sürer, bütün bu başvuru prosesini baştan anlatmam gerekir…çok uzun!
Ha, bi de üstüne, bu kadar zaman harcadığımdan, yabancılar ofisinden sonra, tren biletimin bir saatlik süresi de geçmiş bulundu, başka da biletim ve param kalmamıştı. ben de kaçak kaçak gittim eve. bir de trende yakalansaydım tam rezalet bir gün olacaktı. Herhalde oracıkta kontrolör abiye bütün içimi boşaltırdım, “your bloody machines, bloody bureaucracy gak guk hüngürr” diye…
Böyle işte…şimdi “oturma iznim” var, ben de onu yapıyorum, oturuyorum ve bekliyorum.
Posted in Uncategorized
Tagged danimarka, fotoğraf, oturma izni, photomaton, vesikalık, viza